Türkiye Ormancılar Derneği

 ekoturizmgrubu

        

 

 

ana sayfa 

 

Biyolojik Mücadelede Kullanılan Kırmızı Orman Karıncaları (Formica rufa)

           

1-      Karıncalar hakkında genel bilgiler

Yeryüzünün en kalabalık nüfusuna sahip, çok iyi örgütlenmiş ve koloniler halinde yaşayan canlılarıdır. Örnek olarak bir karınca kolonisi bir başka koloniyi işgal ettiğinde, o kolonideki larvaları (karınca taslakları) toplayıp, kendi kolonilerinde onları büyüttükten sonra köle karıncalar olarak kullanabilmektedirler.

Karıncalar kast sistemi ile yönetilmektedirler. Bu kast;

a)      Üreme yeteneği olan kraliçe karıncalar ve erkek karınca,

b)      Askerler (morfolojisi farklıdır, örneğin büyük kafalı olmakta ve kafası ile yuva kapısını tıkayabilmektedir)

c)      İşçiler (kısır dişiler)’den oluşmaktadır.

Erkekler bütün spermlerini kraliçeye aktardıktan hemen sonra ölmektedirler. Kraliçe bu spermleri vücudundaki bir kesede saklamakta ve bu spermleri ömrü boyunca yumurtlama zamanlarında kullanmaktadırlar. Kraliçeler normal karıncalardan 8-10 kat daha büyüktürler ve 10-20 yıl yaşayabilmektedirler. Ayrıca kraliçeler kuluçka için hazırlandıklarında kanatlarını yemektedirler. Kraliçe dışında bulunan kanatlı karıncalar (erkek ve dişi) kraliçeden sonra üreme yeteneği taşıyan karıncalardır. Bunlar özel bir bölmede tutulurlar ve diğer karıncalar tarafından beslenirler. Yeni yuvaya üretilecek karıncalar için de bunlar kullanılabilmektedir.

Karıncalarda koloniler arası savaşlar olabilmektedir. Bu savaşlar iki nedene dayanmaktadır: 1) besinlerin paylaşılamaması, 2) koloni sınırlarının aşılması. Karıncalar saldırı ve savunmaları için zehir keseleri ve formik asit kullanmaktadırlar.  Zehir kesesini savunma veya saldırı için boşaltan karıncalar ölmektedirler. Yani bu kloniyi korumak adına yapılan bir tür intihar saldırısıdır.

Karıncalar iletişimlerini iki biçimde sağlarlar. Bunlardan birincisi cins içinde kullandıkları ve salgı bezlerinden ürettikleri bir cins kimyasal olan feromonlardır. Örneğin besinleri bulduklarında bu şekilde haberleşirler. Her koloninin de özel bir feromonu olduğu için yabancı karıncalar koloni içine giremezler. İkinci iletişim yöntemi ise allomen denilen kimyasalla cinsler arasında sağlanmaktadır.

 

2-      Kırmızı Orman Karıncaları

Kırmızı orman karıncalarının 6 adet değişik türü bulunmaktadır. Yuvalarını çürümeye yüz tutmuş bir ağaç kütüğünün üzerine kurmaktadırlar. Bu aynı zamanda karıncalarda selülozu ayrıştıracak sindirim sistemi bulunmadığı için protein ihtiyaçlarının kütükte oluşan mantarlardan sağlamalarına yaramaktadır. Bu kütüğün toprak altında kalan kısmı bitki materyalleri içermektedir. Üstte ise kaba dallar bulunmaktadır. Yuvanın tepesinde bir hava deliği bulunmaktadır. Bu delikten giriş çıkış yapılmamakta, giriş çıkışlar kaidelere yakın yerlerden olmaktadır. Tepe deliği gün sona erdiğinde, havanın sisli ve soğuk olduğu zamanlarda kapatılmaktadır.

Kırmızı orman karıncaları 15-20 cm mesafeden 22 mm boyutundaki hareketleri fark edebilmektedirler. Yuvadan 60 m çapında uzaklaşabilmektedirler. Bu durumda yaklaşık 1 ha alan avlanma bölgelerini oluşturmaktadır.

Besinlerinin %50’sini yaprak bitlerinin özsuyundan oluşturdukları ve biraz tatlı olan dışkılarından %50’si de tırtıllar, yaprak arılarının larvaları, böcek krizalitleri ve böcek yumurtalarından oluşmaktadır. Bu tür besinlerde (larva gibi) günde 100.000 adede ulaşabildikleri tahmin edilmektedirler.

Avlarına veya tehlikeye karşı formik asit püskürtmektedirler. Püskürtme mesafesi 25-50 cm uzağa ulaşabilmektedir. Formik asit yumuşak derili böcekleri öldürmektedir.  Sert kabuklu böceklerde ise epidermis ve yağ dokusunu tahrip etmektedir.

Kırmızı orman karıncaları ile böceklere karşı yapılan biyolojik mücadelede oldukça önemli olmaktadır. Bir kolonide yaklaşık 300.000 adet karınca bulunmaktadır. Bu sayıda karınca bir günde yaklaşık 72 ton larva böcek yumurtası toplayabilmektedir. Karıncalar bir yılda 200 gün faaaliyette bulunmakta, dolayısıyla bu süre içinde de 14.000 ton böceği tahrip edebileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bir kırmızı orman karınca kolonisi yılda 14.000 ton tahriple böcek larvalarını yumurtalarını yok ettiğinden böceklerdeki popülasyon artışının engellenmesine hizmet etmektedirler.

Türkiye’de ormancılar 1971 yılında bilinçli olarak kırmızı orman karıncalarını biyolojik mücadelede kullanmaya başlamışlardır. Bu amaçla Türkiye’nin kuzeyindeki sarıçam ormanlarında bulunan karınca kolonilerini güneydeki sedir ormanlarına taşımışlardır. Bu taşıma sonunda karıncaların uyumu açısından bir sorun yaşanmamış ve bu yöredeki çam kese böceğine karşı etkili olmuşlardır.

Bütün bu özellikleri ile kırmızı orman karıncaları ormandaki besin zincirinin kurulmasının ve sağlıklı işleyen bir orman ekosisteminin göstergesi olmaktadır.

                                                                                                                                                             Dr. Murat ALAN

                                                       


Etkinliklerimize ilişkin bilgi almak istiyorsanız lütfen bize bildirin - eko.tur@gmail.com
        ANKARA 2008